ben artık burda yazıyorum.
zaman:
Pazar, Ocak 30, 2011
,
4 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Cuma, Ocak 28, 2011
,
5 Comments
Ne aşırı sıcağa dayanabilirdi ne aşırı soğuğa insan,
Ortasıdır bize nefes aldıran,
Ne kadar ağırlayabilirdi gökyüzü güneşi her gün?
Ne kadar tahammül edebilirdi karanlığa,edilirse ebediyete gün ışığı sürgün?
Ve sen,hep ama hep yağmurlu geçen günlerin kasvetiyle nasıl baş edebilirdin?
Ve yine sen,dinlenmeyi özlemiş,kızgın güneşin seni terleten sorularının kaçına cevap verebilirdin?
Gökkuşağı girmese araya,
Paylaşmasa renklerini dünyayla,
Kim son verebilirdi yağmurla güneşin kavgasına?
Umarsızca, farklı kutuplarıyla dönüyor dünya.
Ve zıtlıklarıdır insanları birbirine bağlayan,
Siyah ve beyazdı mücadelelerinde berabere kalan,
Ne tebessüm ne de hüzün bir sıfır önde başlayan.
Sen geçmiş zamanın hikayesinde,
O çoğu vakit şimdi de, sıkça gelecekte,
Aynı anda ve yanyanayken kafanızdan geçen düşüncelerde.
Bazılarımız ne yeni başlangıçlar yapmaya cesaret edebildi.
Ne de kötü gidişlere son verebildi.
Aynı çatı altında,yalancı şahitlik yapan kapıların ardında.
Gönderen Lethe
zaman:
Perşembe, Ocak 20, 2011
,
7 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Salı, Ocak 04, 2011
,
10 Comments
Cenk Taner
bu kadar bizden biri,bu kadar benden biri...Kulağımı,içimi,ruhumu dolduran adam.Bir araya getirilen en anlamlı kelimeler,hayattan cümleler..
Şarkılarda hayatın kokusunu alıyorum,uzakların sonra..
Ben anlatamıyorum bu adamı, onlar anlatsın
Burdan dinleyebilirsiniz
Rüzgarlı deniz kıyısında özgürlüğün tadı damağımda..
Gönderen Lethe
zaman:
Salı, Ocak 04, 2011
,
7 Comments
Yeni yıldan bir şey beklemiyorum triplerine giren insanlara anlam veremiyorum,çünkü insanoğlunun istekleri ve beklentileri hiçbir zaman bitmez,belki beklentilerine yeni yıl kılıfı giydirmek istemiyordur o ayrı ama madem bir şey beklemiyorsun gelişi anlamsız senin için ne diye kutlama yaparsın,diğer günlerden fark yaratacak şekilde geçirirsin o günü,evine çam ağaçları alıp süsleme ihtiyacı duyarsın (bu da ayrı bi yazı konusu )?
Ayrıca yeni yıla insanlar neden siktirsin gitsin deme ihtiyacı hissederler,sanki siktirip gidecek.Hiç bir idealin yok mu,gerçekleşmesini istediğin bir hayal,olmasını istediğin beklentiler? Bu sene onların zamanının gelecek olmasını hiç düşünmedin mi?Önümüzdeki yaz için hiç mi planların yok mesela?
Günler birbirinin tekrarı çoğu zaman biliyorum ve birikmiş günleri bir yılın,gelecek yılında günleri belki pek farklı olmayacak ama bu durum bazen elimizde ya da değil,elimizde olan kısmını neden en olumlu şekilde değerlendirmeyelim,neden gelmesin bu yıl da gelmesin triplerine girelim.
Umarım herkes şansı bol yeni bir yıl geçirir.Mutlu yıllar şimdiden herkese !!
Gönderen Lethe
zaman:
Perşembe, Aralık 30, 2010
,
10 Comments
Hafızamı kaybetmek istediğim anlar oldu.Tanıdığım tüm insanları unutmak.İyileri de unutmak.Oysa hayatımda ne dönüm noktası yaşadığım olaylar vardı Ne de dönüm noktası yaşatan insanlar.Belki bu yüzden yavan geldi çoğu zaman vakitler.Huzurlu muydum belkide,ama şeffaf bir şekilde.Sonra hiçbir şeyin beni istediğim yerlere götüremeyeceğini fark ettim ve ben kişisel gelişim kitaplarından hep nefret ettim,olumlu düşünmenin işleyeceği yalanından da nefret ettim.Yürümek istedim evimin yolunu bulana kadar,durmadan..ama geçişler yasaktı,yasak hala.Yalanlar söyledim,gerçekleri, buğulanmış camlara yazmasını bildim,yazdım,sildim.
Ve mutluluklarım bir şarkı süresi kadar.
Mırıldanmalarım renklere dönüşür ve bazen masmavi düşünürüm.Ama bu mutluluklarımın bile beni tatmin etmediği gerçeğini değiştirmez.Bazen insanlar mutluluklarını bana kanıtlamaya çalışırlar,gülüp geçmem ben onlara,bilsinler.
Anlamsız şekiller çizerdim defterlerime,çizerim hala o kadar karışıktırlar ki...bunlar benden bir parça ve her sayfanın sonunda dipnotlarım var hayata..
Sessizlik ya da bir yerlere kaçıp gitme isteği değil.Durduğum yerde bulunduğum zamanda duyabilmek fısıltıları.Kendi şarkılarımı.
Kimseleri özlemiyorum,kimseleri çok fazla sevmiyorum.Doyasıya kahkalarım var, tıklım tıklım zamansız hıçkırıklarım.
Evet evet doğru kelime bu işte zamansız.Doğuşum zamansız buralara.
Zihnim zamansız sorgulamalarda..
Gönderen Lethe
zaman:
Pazartesi, Aralık 27, 2010
,
11 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Perşembe, Aralık 23, 2010
,
8 Comments
Birinci sınıf hayatımızın en önemli devresi.Okumayı,yazmayı öğreniyorsun ya açılıyor o zaman işte dünyanın tüm kapıları.
Ben hep yaşamak istemediğimi söylüyorum kendime,bilmiyorum her şeyin boş ve anlamsız olduğunu düşünüyorum.Ama bu dünyada çok değerli bir şey var öğrenmek.
Gönderen Lethe
zaman:
Salı, Aralık 21, 2010
,
10 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Pazartesi, Aralık 20, 2010
,
11 Comments
Teşekkür ederim kendisine.
Blog olayını seviyorum,hem yazmayı hem okumayı.Herkes her gün farklı şeyler yaşıyor,hissediyor,görüyor,duyuyor vs.Başka hayatları okumak güzel.Ben ödülü izlediğim tüm bloglara yolluyorum.Bloğumda varlığını gösteren göstermeyen herkese.
Gönderen Lethe
zaman:
Cumartesi, Aralık 18, 2010
,
6 Comments
Dilenen insanlarında bunları hissettiğini düşünüyorum,her yeni para onları daha da teşvik ediyor,düşünsenize günde 20 30 kişiden 1 lira toplasa aylık eline geçen para emek harcayan bir insanın maaşına denk gelir.Bu yüzden dilencilere para vermiyorum.Dilencilerle ilgili iki tane anım var,bahsedeyim.
Bir keresinde Kızılay'dan eve dönüyorum,karanfil metro girişinden girerken merdivenlere oturmuş küçük bir kızı dua eder halde buldum,içim parçalandı.Gidip çocukla konuşmaya çalıştım ama çok yabaniydi,aç olup olmadığını sordum,hiç cevap vermiyordu o kadar çok ısrar ettim ki tuttum elinden götürdüm yemek yemeye.Konuştuk biraz ama hiç samimi bulmadım,tabiki ailesi tarafından kullanılıyordu.Oyuncakta aldık ona,götürdüm aldığım yere bıraktım kızı eve kendisi dönüyormuş.Bir hafta falan geçti sanırım Kızılay dayım ne göreyim bütün dilenen çocuklar ya dua pozisyonunda ya da karanlıkta ders çalışma numarasında!İnsanların duygusal açıdan sömürülmesi ne kolay! bir daha da kimseye para falan vermedim.
Bir kere de (bu baya oldu aslında) arkadaşımla yemek yedik,ama ben bitiremedim hepsini,paket yaptırdım babamın iş yerine gidiyorum.Dilenen bir adam var yine bu sefer baş rolde perişan bir halde.Adama gidip : Kusura bakmayın param yok ama yanımda yiyebileceğiniz bir şey var almak ister misiniz ? dedim.Adam da sağol kızım dedi ve aldı.Dilenciye kusura bakma param yok diyen tek akıllı benim herhalde ve o günün akşamında olayı ablama anlattığımda gülmekten gözümüzden yaş geldi.
Gönderen Lethe
zaman:
Cumartesi, Aralık 18, 2010
,
6 Comments
zaman:
Cumartesi, Aralık 11, 2010
,
5 Comments
Bir de Okan Yalabık var ben sevmiyorum onu,fena değildi o da.
İzleyelim,destek olalım.
Gönderen Lethe
zaman:
Çarşamba, Aralık 08, 2010
,
3 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Çarşamba, Aralık 08, 2010
,
9 Comments
Yarın da işletme dersim var oturup ders çalışayım,kitap okuyayım.Zamanla yarışıyorum resmen,daha sahaftan aldığım dergileri okumadım,çok işim var.Ayrıca bir kaç gözlem yaptım toparlayım yazacağım onları.
Gönderen Lethe
zaman:
Salı, Aralık 07, 2010
,
6 Comments
Pencereler,koridorlar şekil değiştirdi.Ne kadar acımasızdı zaman..bana hep pişmanlıkları getirtti.
Gönderen Lethe
zaman:
Cumartesi, Aralık 04, 2010
,
6 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Cumartesi, Aralık 04, 2010
,
3 Comments
Gönderen Lethe
zaman:
Cuma, Aralık 03, 2010
,
10 Comments
Nevzat Orkun Çeviker
Son Vagon
Nostalgiaplatz
imgesel
Crazywomanrosemary
mor kedi
Gönderen Lethe
zaman:
Salı, Kasım 30, 2010
,
9 Comments


